bring into - Türkçe İngilizce Sözlük

bring into

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"bring into" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bring into f. getirmek
Mosher described how a young prisoner was brought into the room with his hands and feet tied.
Mosher, genç bir mahkumun elleri ve ayakları bağlı bir şekilde odaya nasıl getirildiğini anlattı.

More Sentences
bring into f. ithal etmek
bring into f. dışarıdan mal getirmek

"bring into" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bring into conflict f. çatıştırmak
Genel
bring into the world f. dünyaya getirmek
bring into a certain state f. belirli bir duruma getirmek
bring into accord f. uzlaşmaya sevk etmek
bring into a different state f. farklı bir duruma getirmek
bring into consonance f. ahenk sağlamak
bring into line f. sıraya sokmak
bring into being f. meydana getirmek
bring into safety f. güven sağlamak
bring into the open f. ortaya çıkarmak
bring out into the open f. açığa çıkarmak
bring a child into the world f. doğurmak
bring into derision f. maskara etmek
bring into contempt f. küçük düşürmek
bring into disorder f. kargaşa yaratmak
bring into disrepute f. gölge düşürmek
bring into contempt f. mahcup etmek
bring into force f. yürürlüğe koymak
bring into relief f. açığa çıkarmak
bring into the open f. açığa çıkarmak
bring into existence f. türetmek
bring a child into the world f. doğurtmak
bring order into f. düzene sokmak
bring into being f. vücuda getirmek
bring one's power into play f. ağırlık koymak
bring into disrepute f. itibarını yerle bir etmek
bring into disrepute f. itibardan düşürmek
bring somebody into discredit f. itibarını sarsmak
bring into balance f. dengeyi sağlamak
bring into being f. hayata geçirmek
bring something into use f. kullanıma açtırmak
bring something into use f. kullanıma sunmak
bring into service f. hizmete açmak
bring into disrepute f. -e gölge düşürmek
bring into disrepute f. adını lekelemek
bring into disrepute f. kötü tanıtmak
bring into disrepute f. adını kötüye çıkartmak
bring into service f. kullanıma açmak
bring into use f. kullanıma açmak
bring into use f. kullanımına izin vermek
bring into use f. halkın hizmetine açmak
bring into service f. halkın hizmetine açmak
bring into service f. kullanımına izin vermek
bring into prominence f. önem kazandırmak
bring into prominence f. şöhret kazandırmak
bring into prominence f. ön plana çıkartmak
bring into the world f. doğurmak
bring into connection with f. ilişki kurmak
bring into connection with f. temasa geçirmek
bring into connection with f. ilişki sağlamak
bring into discredit f. itibardan düşmek
bring into court f. mahkemeye sevk etmek
bring into alignment with f. ile hizaya getirmek
bring into discredit f. çaptan düşürmek
bring into court f. mahkemeye vermek
bring something into conformity with something f. birşeyi bir şeyle uyumlu hale getirmek
bring something into one’s life f. bir şeyi hayatına sokmak
bring something into effect f. yürürlüğe koymak
bring the past into the present f. geçmişi günümüze taşımak
bring the past into the present f. dünü bugüne taşımak
bring the past into the present f. geçmişi bugüne taşımak
bring into doubt f. şüpheye düşürmek
bring something into the forefront f. ön plana çıkarmak
bring into compliance f. uyum sağlamak
bring into equation f. denkleme dahil etmek/katmak
bring into conflict f. çatıştırmak
Öbek Fiiller
bring something into question f. bir şey hakkında kuşkuya düşürmek
bring something into question f. bir şeyle ilgili tereddüte düşürmek
bring something into question f. bir şeyi sorgulatmak
bring someone or something into contact with someone or something f. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle iletişime geçirmek
bring (something) into contact with (something) f. (bir şeyi bir şeye) temas ettirmek
bring something into question f. bir şeyi tartışmaya açmak
bring something into question f. bir şey hakkında şüphe yaratmak
bring (someone or something) into view f. (birini/bir şeyi) görünür kılmak
bring something into question f. bir şey hakkında kuşku uyandırmak
bring (someone) into contact with (someone) f. (birini biriyle) tanıştırmak/görüştürmek
bring (someone or something) into view f. (birini/bir şeyi) ortaya çıkartmak
bring (someone or something) into view f. (birini/bir şeyi) açığa çıkartmak
bring (something) into contact with (something) f. (bir şeyi bir şeye) değdirmek
bring someone or something into contact with someone or something f. birini/bir şeyi birine/bir şeye temas ettirmek
bring someone or something into contact with someone or something f. birini/bir şeyi biriyle/bir şeyle temas içerisine sokmak
bring something into question f. bir şeyin sorgulanmasına neden olmak
Konuşma Dili
bring into contempt f. aşağılamak
bring into contempt f. hor görmek
bring into contempt f. mahcup etmek
bring into contempt f. küçük düşürmek
bring into play f. çalıştırmaya başlamak
bring into play f. kullanmaya başlamak
bring into play f. kullanıma sokmak
don't bring me into it expr. beni bu işe karıştırma
Deyim
bring a child into the world f. çocuğu dünyaya getirmek
bring into line f. haddini bildirmek
bring into line f. hizaya gelmek
bring into line f. hizaya getirmek
bring into force f. işlerlik kazandırmak
bring into force f. yürürlüğünü sağlamak
bring into focus f. odaklamak
bring into focus f. fokuslamak
bring into flower f. çiçeklenmek
bring into blossom f. tomurcuklanmak
bring into blossom f. çiçek açmak
bring into flower f. çiçek açmak
bring into flower f. tomurcuklanmak
bring into blossom f. çiçeklenmek
bring into existence f. hayat vermek
bring into being f. meydana getirmek
bring into being f. hayat vermek
bring into existence f. yaratmak
bring into existence f. var etmek
bring into being f. var etmek
bring into existence f. meydana getirmek
bring into existence f. oluşturmak
bring into being f. yaratmak
bring into being f. kurmak
bring into being f. oluşturmak
bring into existence f. kurmak
bring into open f. açıklamak
bring into open f. ortaya çıkartmak
bring into open f. açığa çıkartmak
bring into open f. açıklık kazandırmak
bring into open f. ortalığa dökmek
bring into the fold f. saflarına çekmek
bring into the fold f. saflarına katmak
bring something into being f. oluşturmak
bring something into being f. vücut vermek
bring something into being f. meydana getirmek
bring something into being f. vücuda getirmek
bring into action f. harekete geçirmek
bring into prominence f. ünlü etmek
bring into prominence f. popüler etmek
bring into action f. hayata geçirmek
bring a baby into the world f. bebek dünyaya getirmek
bring into contact with f. temasa geçirmek
bring into action f. faaliyete sokmak
bring into contact with f. temas kurmak
bring into contact with f. temas etmek
bring into prominence f. şöhret kazandırmak
bring into play f. (topu) oyuna sokmak
bring into question f. kuşkuya düşürmek
bring into question f. tartışmaya açmak
bring into question f. kuşku uyandırmak
bring into question f. gündeme getirmek
bring into view f. ortaya çıkarmak
bring into view f. görünür kılmak
bring into view f. açığa çıkarmak
bring someone into line f. birini hizaya getirmek
bring someone into line f. birini yola getirme
bring something into play f. (bir şeyi) devreye sokmak
bring something into play f. (başka şeyler) etkili olmak/dahil olmak
bring something into play f. (bir şeyi) oyuna sokmak